YEŞİL GAZETE/ TÜRKÜ SÖYLEMEK BENİM İÇİN BİR AŞK HALİDİR

“Türkü söylemek benim için bir aşk halidir. En güzel aşklarımı türkü söylerken yaşadım. Ne onlar beni aldattı ne de ben onları. Türkü söyledikçe yeşeriyor çiçekleniyorum.” Ruhi Su aşkla türkü söyledi, Sıdıka Su ile birlikte aşkla yaşadılar…

Ruhi Su 1985 yılında hayat veda etmeden kısa bir süre önce Zeynep Oral’a verdiği söyleşide: “Anamı, babamı hiç tanıyamadım.1. Dünya Savaşı’ nın ortada bıraktığı çocuklardanım… Öksüz olduğumu çok kimseye söyleyemedim. Toplumumuzda hâlâ aşiret anlayışı var. İlk iş ‘Kimlerdensiniz?’ derler. Kendini yetiştirmiş olmanın önemi hâlâ anlaşılamadı… diyordu.

Milliyet Sanat Dergisi’nde yayımlanan yazının devamında Zeynep Oral, Ruhi Su’nun sözlerini: “…Ermeni ana babadan doğmuş, Ermeniliği de, zavallı anası babası da 1915’te Van’da kırılmış, toprak altına girmiş, bir nüfus memurunun deftere işlediği Abdullah ve Huri adlarını ana baba bilmiş, yetimhanelerde büyümüş, garip, güzel sesli Mehmet Ruhi Su’nun hayatının itirafı – artık bir gözünün mezara baktığı zamanlarda nihayet söyleyip rahatladığı…” diye tamamlıyordu.

Oğlu Ilgın Ruhi Su’nun anlatımına göre Ruhi Su, hayal meyal hatırladığı o karanlık günü çocukluk hafızasında yer ettiği kadarıyla: “… Duvarın dibindeydim… Açtım… Konuşulanları anlamıyordum. Askerler beni alıp atın terkisine koyup, götürdüler…” diye anlatıyormuş.

Bir insanın nerede doğduğunun, hangi milletten-dinden olduğunun bizim gibi insanlar için çok da önemli olmadığını düşünüyorum. Ama yaşanan bu acı olaylar onun çocukluk düşlerinde kalan, belki de canını çokça yakan, yaşanmış bir gerçekti. Hayata birçok yaşıtlarından çok daha zor koşullarda başladı. Yaşamı da hep benzer zorluklarla mücadele ederek geçti. Belki de çocukluğundan başlayarak bu acılarını hep türkülere sığınarak hafifletti ve gün geldi yaşadığı dünyanın sorunlarını, sıkıntılarını ve kimi zaman da sevinçlerini, mutluluklarını, umutlarını yine türkülerle hayata taşıdı.

Ruhi Su yaşadığı her türlü sıkıntıya rağmen her an “Hangi taşı kaldırsam anamla babam/ Hangi dala uzansam hısım akrabam/ Ne güzel bir dünya bu/ İyi ki geldim/ Süt dolu bir torbayla/ Şöylece çıkageldim/ Kime elimi verdimse / Döndürüp yüzümü baktımsa/ Kısmet kapıyı çaldı/ Kör pınara su geldi/ Ben şakıyıp durdukça öyle/ Gülün kokusu geldi/ Bebesi olmayan/ Bunalıp da kalmışa/ Acılarla yüklü/ Dargın yüreklere/ Yetiştim geldi… İyi ki geldim” diyebildi.

 

Ruhi Su’nun hakkında çok şeyler yazıldı, söylendi. Bu hafta Açık Radyo’da “Babil’den Sonra” programında Ruhi Su’nun yaşamının son tanığı, oğlu Ilgın Ruhi Su ile onun yaşamının daha az bilinen yönlerini konuşmaya, Türkiye radyolarında ilk kez dinlenen ses kayıtlarına zamanımız elverdiği ölçüde yer vermeye çalıştık. 1977’de BBC’de Ruhi Su ile yapılan söyleşiden bölümler, 1976’da Dostlar Tiyatrosu’nda yapılan konserden, 1981 Avusturalya Konseri’nden ve yine dost meclislerinde çalıp-söylediği türkülerden örnekler dinlettik. Program kaydını şuradan dinleyebilirsiniz.

 

Ruhi Su ve Sıdıka Su her yıl olduğu gibi bu yıl da Ruhi Su Kültür ve Sanat Derneği’nin düzenlediği çeşitli etkinliklerle anılacak. İlk etkinlik 20 Eylül Cuma saat 13:00’de Ruhi ve Sıdıka Su’nun Zincirlikuyu’daki anıt mezarında gerçekleştirilecek. Dostları, sevenleri, öğrencileri… türkülerle, şiirlerle, güzel sözlerle onlara bir kez daha sevgi ve saygılarını ifade edecekler. Anma toplantısı her yıl olduğu gibi Sümeyra Çakır’ın başucunda söylenecek türkülerle sona erecek.

Anma etkinliklerinin ikincisi 22 Eylül Pazar, saat 20:00’de Şişli Belediyesi, Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Ruhi Su Dostlar Korosu’nun, Ruhi Su’nun öğrencilerinden Refik Köksal yönetiminde türküler seslendireceği konsere Cem Erdost İleri, Mercan Erzincan ve Erdal Erzincan da türküleriyle katılacak.

Konser katılıma açık ve ücretsizdir.

Ercüment Gürçay / YEŞİL GAZETE